“Yazmak için yazmak” benim için sırf yazmak için herhangi bir şey yazmak anlamı taşımıyor. Daha çok her an, birçok konuda yazmaya hazır olduğumdan bu durumumu anlatan bir slagon. Yeni bir blog oluşturmaya karar verip adının ne olacağını düşünürken sanki kendim icat etmişim gibi bir anda aklımda beliren bu kelimeleri böyle bir blog var mı acaba diye Google’a yazınca bunun edebiyatta bir tartışma olduğunu fark ettim. “Yazmak için yazmak mı yoksa okumak için yazmak mı?” Hemen söylemeliyim ki bu bloğun isminin ve içeriğinin bu tartışma ile hiçbir ilgisi yok. Beni daha çok yazmaya ve daha çok konu hakkında bilgi sahibi olup, yorum getirmeme yardımcı olacağını düşündüğüm bir blog oluşturmak istedim. Ben hemen hemen her gün bir şeyler yazıyorum. Fakat bugüne kadar sahip olduğum “Neden?” adlı blogum yapısı itibari ile her gün bir şeyler gevelemeğe uygun olmadığını düşünüyorum. Aslında bunun böyle olduğunu düşünüp sınırlandıran sadece benim. Biliyorum. Ama o bloğumun o şekilde kalması benim hoşuma gidiyor. Daha içsel yazılarımın yer aldığı “ Neden?” adlı bloğumu sürekli güncel tutmakta bu nedenle mümkün olmuyor. Çünkü her gün bir içsel yazı yazmak mümkün değil. Hayattan, içsel olamayan konulardan, okuduğum kitaptan ya da dinlediğim müzikten bahsedeceğim bir alana ihtiyacım vardı ve bu alanı “Neden?” karşılamıyordu. Buna bir son vermek istedim. Aslında uzun zamandır son vermek istiyorum ama üşengeçlikten bir türlü bir blog daha oluşturamadım. Hayatım da son aldığım kararlar doğrultusunda hiçbir şeyi ertelemeden aklıma gelen şeyleri yapıyorum. Evet ben sık sık böyle kararlar alıyorum. Hayatımla ve kendimle uğraşmak hoşuma gidiyor. J
Bu kararı verdiğim andan itibaren tüm odamı, kitaplarımı topladım. Kuzenim odasındaki yatak olan ikili koltuğu verdim ve burasını çalışma odasına çevirdim. Bunlar uzun zamandır düşündüğüm ve yapmak istediğim şeylerdi Yapmak isteyip de aslında yapabilecekken sanki bir şey bizi engelliyormuşcasına yapmadığımız şeyler bizi gerçekten çok huzursuzlandırıyor. Bunun farkına vardım. Odamı, kitaplarımı düzenlemek ve bir çalışma odası yapmak sürekli aklıma geliyor ve “ bu haftada da olmadı” deyip hayıflanıyor ve huzursuzluğumu arttırıyordum. Ama sonunda yerimden kalktım ve yaptım. Ve işte gerçekten daha huzurluyum. Fakat bir sorun var. Yapılacaklar, uzun zamandır yapılmak istenip de yapılamayanlar listesi her geçen gün kabarıyor. Bitirmek için elinden geleni yapabilirsin ve bir an kendinden geçebilirsin ama bilinmesi gereken şu ki o liste asla bitmeyecek. Beni huzursuz eden çok şey var, yapmak istediğim daha birçok şey. Fakat hepsini bitirmek mümkün değil. Bunun farkına varınca da insan bir rahatlıyor. Liste başından yapmaya devam et ama asla bitirmek için çabalama! Kural bu. Böylece hem yapmak isteyip de yapamadıklarını yaparak, hem de zaten asla bitmeyecek bir listem olduğunu bilerek huzur içinde yaşıyorum. Bu bir yalan! Huzur içinde yaşamak öyle aklında ki küçük şeyleri yaparak pek mümkün olmuyor. Şimdi yazının burasına kadar okuyan birisi varsa içinizde ve o kişi kişisel gelişim konuları ile ilgileniyorsa ve son zamanlarda ki kitapları takip etmişse hemen anlayacaktır. Evet şu sıralar “Mutluluk Projesi” adlı kitabı okuyorum. İtiraf etmeliyim ki odamı ve kitaplarımı düzenleyip çalışma odası yapmaya daha önceden karar vermiş ve yapmıştım. Ardından yeni 4 kitap aldım. Diğerlerinden de zamanı gelince bahsedeceğim; içlerinden biri “ Mutluluk Projesi” idi. Kişisel gelişim kitaplarına çok bağlı bir insan değilim ama kütüphaneme şöyle bir bakınca kesinlikle ilgi alanıma girdiklerini söyleyebilirim. Çoğunlukla bu tür kitapları alır ve içlerini şöyle bir karıştırır, okumaya başlar fakat hiçbir zaman bitiremem. İçlerinde ki her şey de mantıklı gelmez. Kullanabileceğim fikirleri edinir, uygulayabileceğim uygulamalar üzerine yoğunlaşırım. Bazen de hiçbir şey edinmediğimi düşünür ama bir bakarım ki günlük hayatımda farkına varmadan bir uygulamayı uyguluyorum ya da daha önceden edinmediğim bir düşünce tarzını benimsemişim. Bunları günlük hayatımda yaşadığım için farkındayım ki zaten bu tarz kitapların önerilerini hemen benimsemek pek mümkün değil. Bunu yapmaya çalışan kişiler ilk denemelerinde başarısız oldukları için yararsız yayınlar olduklarını düşünüyorlar. Zamana bırakırsanız ve kendinizi zorlamazsanız zaten sizin için yararlı olan bir değişim kendiliğinden geliyor ve başarılı oluyor. Ben öyle yapıyorum. Zaten çok rahat okunan bu tarz kitapları karıştırıyor, ara ara okuyor ve kenara koyuyorum. Hayatımda ya da düşünce tarzımda olmasını istediğim değişiklikte eğer benim için iyi ve mümkünse kendiliğinden oluyor. Dedim ya kendimle ve hayatımla uğraşmaktan çok keyif alıyorum. Fakat bazen düşünüyorum da ayarlarla fazla oynamak bir zarar getirir mi acaba? Yine de bu oyun bana o kadar keyif veriyor ki böyle bir zarar söz konusu olursa onu da değiştirebileceğimi düşünüp akışına bırakıyorum. Blogum ilk yazısı olarak tasarladığım bu yazı biraz karışık oldu farkındayım. Bundan sonraki girdilerim başladığım konuya daha sadık olacak şekilde yer alacak merak etmeyin. Bu girdimden de anlayacağınız üzere bu blog herhangi bir şey üzerine değil her şey üzerine yazılan yazılardan oluşuyor. Bu nedenle “yazmak için yazmak” adını alıyor. Canım yazmak istediği için yazıyorum yoksa yazmak zorunda değilim biliyorum. J